“Arz güvenliği kaygıları, enerji sorunlarının başında yer alıyor”

"Arz güvenliği kaygıları, enerji sorunlarının başında yer alıyor"

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz; “Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda, toplam enerji tüketiminde petrole yüzde 33, doğalgaza yüzde 29 bağımlı olan Türkiye ekonomisinin ne hale geleceğinin ayrıca hesaba katılmalı”

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz; “Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda, toplam enerji tüketiminde petrole yüzde 33, doğalgaza yüzde 29 bağımlı olan Türkiye ekonomisinin ne hale geleceğinin ayrıca hesaba katılmalı”

TMMOB Makine Mühendisleri Odası ” Türkiye’nin Doğalgaz Temin ve Tüketim Politikalarının Değerlendirilmesi” oda raporu, Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından açıklandı. Türkiye’nin enerji ve ekonomi politikalarında son derece kritik bir dönemden geçildiğini ifade edilen raporda, Enerji ithalatı için 2006 yılında 28.7. 2007’de ise 33,9 milyar dolar ödendiğini hatırlatılarak, ” 2008’de enerji ithalatı faturasının 40 milyar doları aşması beklenmektedir. Türkiye enerji tüketiminde yüksek bir dışa bağımlılık yaşamaktadır. 2007 yılı enerji tüketiminin yalnızca yüzde 27’si yerli kaynaklarla karşılanabilmiştir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın sürmesi durumunda, toplam enerji tüketiminde petrole yüzde 33, doğalgaza yüzde 29 bağımlı olan Türkiye ekonomisinin ne hale geleceğinin ayrıca hesaba katılması gereklidir” denildi. Yüksek ithalat bağımlısı olduğumuz ülkelere yönelik arz güvenliği kaygılarının enerji sorunlarının başında yer aldığını belirten Koramaz, “Gerçekçi bir gözle değerlendirildiğinde bu ve benzeri göstergeler Türkiye enerji politikaları ve genel ekonomi dengeleri açısından alt üst edici değerlerdir ve birer kriz faktörü oluşturmaktadırlar” diye konuştu.

TÜRKİYE, DOĞALGAZA DAYALI ELEKTRİK ÜRETİMİNDE AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ

Türkiye’de doğalgaz piyasası üst yapısının oluşumunun IMF, Dünya Bankası, AB ve ulus ötesi enerji” tekellerinin çıkarları lehine bir şekilde düzenlendiği iddia edilen raporda, kamunun yatırım yapmasının yasaklandığı bir süreçte, Türkiye’de enerji alanında yatırımlar sorununun boşlukta kaldığını belirtildi. ” Serbest piyasa aktörleri de yatırımları gündemlerine almaktan çok kamunun varlıklarını bedellerinin altında el koymaya yönelmiştir. AB’nin kendi piyasalarının rekabete açılmasını istemediği bir ortamda Türkiye’nin serbestleştirme ve piyasacı rekabet politikasında ısrar etmesi çok yanlıştır” denilen raporda, Türkiye’nin doğalgaz rezervlerinin yetersiz olduğunu belirterek, doğalgaz arama çalışmalarına ağırlık verilmesi ve enerji politikalarında önceliğin yerli, yenilenebilir kaynak kullanımına tanınmasının birinci dereceden önem taşıdığı ifade edildi. Türkiye’de doğalgaz tüketiminin 20 yılda 69,17 kat arttığını bildiren Koramaz, ” Artan talebin en büyük bileşenini, elektrik enerjisi üretimi için doğalgaz tüketimi oluşturmaktadır. İthal bir enerji kaynağı olan doğal gazın elektrik enerjisi üretimi içindeki payının bu denli yükselmiş olması hiç rasyonel değildir, ulusal çıkarlara aykırıdır. Türkiye doğalgaza dayalı elektrik üretiminde Avrupa üçüncüsüdür” şeklinde konuştu. Doğalgaz satış fiyatlarının yalnızca son 4 yılda yüzde 88,7 oranında arttığına işaret eden Makine Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz şöyle devam etti: ” Enerji ithalatının genel ekonomi üzerindeki ağır baskısının yanı sıra, 2005’in başından bu yana doğalgazın açıklanmış enflasyon rakamlarının çok üzerinde bir düzeyde yüzde 87,7 oranında zam yapılmış olması, sanayi sektörleri ile halkı olumsuz şekilde etkilemektedir. Bugün Türkiye’de enerji arzı güvenliği sorunu yaşanmaktadır. Talep ve tüketim tahminleri ve arz planlaması, arz güvenliği yönünden önem taşımaktadır. 2006 Ocak ayında Rusya ve İran’ın, 2007 ve 2008’in Ocak aylarında İran’ın ülkemize sattığı doğalgazı azaltma ve durdurması; gaz temininde bu iki ülkeye yüzde 81 oranında bağımlı olan Türkiye’nin arz güvenliğini ciddi bir şekilde planlamaya tabi tutması gerektiğini ortaya koymaktadır. Koramaz, kentsel doğalgaz dağıtım lisans ihalelerindeki farklılıkların kamu düzenini bozduğunu ve olağan dışı zamların önünü açtığını da savundu.

PETROL VE DOĞALGAZ ÖNEM ARZ EDİYOR

Koramaz, ” Petrol ve doğalgaz ithalatı yoluyla yaşanan dışa bağımlılık, elektrik üretiminde doğalgazın payının çok yüksek oluşu, serbestleştirme/özelleştirmeler sonucu doğalgaza dayalı elektrik üreten santrallerin özel sektör elindeki kâr amaçlı kullanımı, kentsel gaz dağıtım şirketlerinin birim hizmet ve amortisman bedellerinin yüksek tutulması olguları, bir bütün olarak, doğalgaz ve elektrik fiyatları üzerinde zam yapılması yönünde bir basınç oluşturmuştur. Dünya ve Türkiye’deki ekonomik, politik dalgalanmalara bağlı olarak petrol fiyatları ile dövizde yaşanan artış, enerji ithalatının Türkiye ekonomisi üzerindeki baskısını daha da artıracak ve petrol ve doğalgaza yapılacak yeni zamlar, elektrik ve kömür fiyatlarından başlayarak enflasyonist etkiyi zincirleme olarak tetikleyecektir. Ayrıca Mortgage krizinin etkisindeki dünya konjonktürü ve bu konjonktüre bağımlı Türkiye’nin enerji alanındaki söz konusu sorunları finans, sanayi sektörleri ve toplum nezdinde sarsıcı etkilere yol açacaktır” şeklinde konuştu. Açıklamada TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın konuyla ilgili ketimi oluşturmaktadır. İthal bir enerji kaynağı çözüm önerilerine de yer verildi.”Türkiye, uluslararası stratejik bir gerilim konusu olan enerji alanında doğalgaz temin/alım/ithalatı, arama, yerli üretim ve tüketim politikalarını kendi çıkarları temelinde ve doğru bir şekilde oluşturmalı, gerçekte iflas etmiş olan özelleştirme, küçültme, parçalama politikalarını terk ederek kamusal merkezi planlamaya geçmelidir” denilen raporda ayrıca şu önerilere yer verildi: “Arz güvenliği ve ithalatta arz çeşitliliği sağlanmalı, Rusya ve İran’a bağımlılığın azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütülmeli; güvenilir yeni kaynaklardan arz çeşitlendirilmesi sağlanmalı; Azerbaycan’dan yapılacak ithalatın artırılma olanakları araştırılmalı; Türkmenistan ve Mısır’dan ülkemize doğru boru hattı tesisi çalışmalarına ağırlık verilmeli, ithalat yapılacak ülkelere Irak’ın eklenmesine çalışılmalıdır. TPAO kanalıyla Türkmenistan, Kazakistan, İran v.b. ülkelerle üretim anlaşmaları yapılmalıdır. Kriz durumları için uygulanabilir acil eylem planları hazırlanmalıdır.

TÜRKİYE ENERJİ KORİDORU DEĞİL ENERJİ TERMİNALİ OLMALIDIR

Arz güvenliği açısından depolama kapasitesi artırılmalıdır. Elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 57’lerden kademeli olarak önce yüzde 40, sonra yüzde 30 ve nihai hedef olarak yüzde 25’lere düşürülmelidir. Enerji verimliliği temel bir enerji politikası olarak benimsenmelidir.  EPDK’nın yetkileri sınırlanmalıdır. Kurumlar şeffaflaşmalıdır. Kapalı kapılar ardındaki gizli diplomasi terk edilmeli, ilgili tüm kesimlerin katılacağı ulusal strateji belirlenmesi çabalarına ağırlık verilmelidir. Yurtiçi doğalgaz arama çalışmaları artırılmalı ve mevcut kaynakların ülke çıkarları gözetilerek işletilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. TPAO’nun Karadeniz ve ülke bütünündeki doğalgaz ve petrol arama çalışmaları desteklenmelidir. Türkiye enerji koridoru değil enerji terminali olmalıdır. TPAO ve BOTAŞ birleşmeli; doğalgaz depolama tesisleri ve doğalgaz iletim hatları özerk bir kamusal yapı bünyesine alınmalıdır. Kamu elektrik kuruluşları yeniden TEK çatısı altında toplanmalıdır. Doğalgaz alım sözleşmeleri devri uygulaması sona ermelidir. Doğal Gaz Piyasası Yasasında değişiklik yapılarak ithalat kısıtlamaları kaldırılmalı ve BOTAŞ’ın mevcut doğalgaz sözleşmelerinin özel kuruluşlara devrine son verilmelidir. Doğalgaz fiyatları üzerindeki yüzde 18 KDV yüzde 1’e düşürülmeli, ÖTV kaldırılmalıdır. Ülke ölçeğinde bütün kentsel doğalgaz uygulamaları tekleştirilmeli, MMO’nun sunduğu Teknik Şartname önerileri uygulanmalıdır. Yerli mühendislik, makine/ekipman kullanımı ve Ar-Ge bütünlüğü oluşturulmalıdır. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları etkin bir şekilde değerlendirilmeli ve gerekli yatırımlar ivedilikle yapılmalıdır.”